YAKIN TURİSTİK MEKANLAR



Efes Harabeleri

Efes Harabelerine ilk girişte karşılaştığımız kalıntılar Vedius Gymnasium’ a ait kalıntılardır.
Vedius Gymnasium : M.S. II. Yüzyılda Vedius Antonius adına zengin bir Efes’li tarafından yaptırılmıştır. Doğudaki avlusu, ortada yer alan tören salonu, soyunma odası ve hamamları ile dönemin özelliklerini karakterize eden sportif ve kültürel eğitimin yapıldığı görkemli bir yapıdır.
Stadyum : Vedius Gymnasium’ dan sonra harabelere doğru sol tarafta stadyum vardır. Sportif tüm yarışların, oyunların, olimpiyat düzenlemelerinin araba yarışlarının yapıldığı stadyum döneminin sportif ve kültürel bütün ihtiyaçları karşılanmaktaydı.
Akropol : Stadyumun karşısında Akropol olarak kabul edilen tepede M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen bir yapı mevcuttur. Tepenin kuzey batısında ise M.Ö. 350 yıllarına ait bir tapınak bulunmaktadır.
Bizans Hamamları : Stadyumdan sonra Bizans hamamları ile karşılaşılır.
Çifte Kiliseleri (Konsül Kilisesi) : Bizans hamamlarının karşısında yer alan Çifte Kiliselerin Hıristiyanlık dünyası için son derece özel bir önemi vardır. 431-438 yıllarında konsüllerin toplandıkları kilise 265×29.5 m. boyutlarında bir yapıdır. M.S. 11. yüzyılda Roma döneminde bir bazilikaya dönüşen yapı Meryem Ana’ ya adanmış, burada yapılan 3. Konsül toplantısında Katolizmin doğması kararları alınmıştır. Kilise dünyada Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birisi olması nedeniyle bugün bile büyük önem taşımaktadır. M.S.7. yüzyılda kilisenin apsisinden açılan bir kapı ile ikinci bir kilise inşa edilmiş ve böylece kiliselerin adı ” Çifte Kiliseler ” olarak tanınmıştır. Bu yeni açılan bölüm din adamlarının ikametlerine ayrılan kısımları ihtiva eder. Meryem ana adına sunulan ilk kilise olması nedeniyle kilise ve çevresi dini bir merkez durumundadır.
Liman Hamamları : İlk kez M.S. 2. Yüzyılda yapılan hamam, 4. yüzyılda İmparator Konstantinus döneminde onarım görmüş ve bazı değişiklikler yapılmıştır.
Arkadiane (Liman Caddesi) : Efes’teki harabeleri gezmek için hamamların karşısında bulunan ve limana kadar uzanan mermer döşeli bir caddeye çıkılır. 11m. genişliğinde 530m. uzunluğunda olan bu görkemli caddenin sağında ve solunda yer alan mermer sütunlar bugün de ayaktadırlar. Kralların karşılandığı birçok önemli gösterinin ve dini törenlerin yapıldığı bu cadde, aynı zamanda limana gelen giden tüm mal ve servetin aktığı yol olduğundan ”Liman Caddesi” olarak anılır.


Meryem Ana Klisesi

İzmir Selçuk'taki Bülbüldağı'nda İsa'nın annesi Meryem'in son yıllarını St. Jean (Yuhanna) ile birlikte geçirdiğine inanılan kilise. Hristiyanlar için hac yeridir. Bugüne kadar papalar tarafından ziyaret edilmişliği vardır.
Meryem'in mezarının da Bülbüldağı'nda olduğu düşünülür.
Efes antik kentin üst kapısının yanından geçilerek çıkılan Meryem Ana ören yerinde, Küçük bir Bizans Kilisesi bulunmaktadır. Burada İsa Peygamber’in annesi Meryem’in yaşadığına ve öldüğüne inanılır. Hristiyanlar yanında Müslümanlarca da kutsal sayılır ve ziyaret edilir, hastalara şifa aranır, adaklar adanır. Kilise’nin Meryem Ana adını alması 431 yılında Efes’te toplanan Ekümenik Meclis’in Meryem’in İsa’yı Tanrı’nın oğlu olarak doğurduğuna karar vermesi ile de bağlı olabilir. Evin bulunuşu da ilginçtir.


Şirince

Şirince köyünün eski kaynaklarda "Dağdaki Efes" veya "Eski Efes" adı ile anılması, bu köyün köklü bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Küçük Menderes deltasında üreyen sivrisineklerden kaçan Efesliler, yaz aylarında Şirince`de yaşarlarmış.
Bir görüşe göre tarihi M.S V. yy a kadar inen Şirince Köyü, Küçük Menderes nehrinin getirdiği alüvyon ve taşkınlar nedeniyle yaşanmaz hale gelen bölge sakinlerinin dağa kaçıp, Şirince Köyünü kurdukları söyleniyor. Bu dönemlerde Şirince Köyü büyük bir din merkeziydi. "Aziz Yoannes Kilisesi" ve "Aziz Dimitrios Kilisesi" ve 40 a kadar manastırın bulunduğu bir merkez olduğu biliniyor. Hatta Meryem`in bu köylü tarafından bakıldığı, yiyecek vb. ihtiyaçlarının buradan Bülbül dağına götürüldüğü söyleniyor. Daha sonra Beylikler döneminde yaşam devam etmiş olup Şirince evlerinin bazıları Osmanlı mimarisini özelliklerini taşımaktadır. 100 yıl öncesi de, Türklerle Rumların birlikte yaşadıkları 4 ial 5000 nüfuslu önemli bir yerleşim yeri idi. Şirince`de doğup, büyüyen Yunanlı "Aksiyotis Monali’nin" çarpıcı hayatını kaleme alan Dido Sotiriou bu kitabında Şirince`de ki Mübadele öncesi dönemin yaşantısından ilginç bir kesit sunuyor.
Köyün KIRKINCA olan eski adı Rum söyleyişiyle KİRKİNCE şeklini aldı. Türkler tarafından ÇİRKİNCE olarak telaffuz edilen isim, 1930’larda İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa’nın Şirince Ziyaretinde Köyün ilk Cumhuriyet öğretmeni olan ve şiirle ilgilenen Suat adındaki öğretmenin şiirini Paşaya takdim etmesiyle, Paşanın`da bu şiiri resmi dilekçe kabul ederek köyün ismini resmen değiştirmesi ile ŞİRİNCE olarak kabul edilmiştir. 1923-24 nüfus mübadelesinde boşaltılan köye, Makedonya’nın Kowala bölgesinden gelen Muhacirler yerleştirildi. Cumhuriyet döneminde iç güç nedeniyle nüfus azaldı 1950’lere dek 2000-3000 nüfuslu bir belediye olan Şirince`de bu gün yaklaşık 700 kişi yaşamaktadır. Gidenlerin çoğu Selçuk’a yerleşirken köydeki evlerinin işe yarar kısımlarını söküp götürdükleri için Şirince ‘in mimari birikiminin bir kısmı kaybolmuştur. Köyün üst tarafındaki çıplak tepeler 1960tarihli fotoğraflarda mamur, güzel mahalleler olarak görülmektedir.


Kuşadası

Kuşadası’nda gezilecek/görülecek mekanlar yerli ve yabancı turistler için bulunmaz bir fırsattır. Osmanlı devleti zamanında Ege Denizinde ileri karakol görevi görmesi için yaptırılan Güvercinada isimli bu güzide yeri gezebilirsiniz. Kuşadası’nda 650 yat kapasiteli Yat limanı ve Kurvaziyer bulunmaktadır. Bu limandan Sisam adasına seferler düzenlenmektedir. Bunların dışında günübirlik yat turları düzenlenmektedir, bu turlara katılabilirsiniz.
Kentin önemli tarihi yerlerinden bazıları Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı ve Kaleiçi Camisi tarihi yapılardır.